“20 yaşına geldiğimde …” dediğim şeyleri 30 yaşına erteliyorum şimdi!

Bu gece bir yel değirmeni! 
Bir yel değirmenine ağıt ve aşk. İnsanlar çokluk peşindeler. 
Bende bir bokluk var! 
Yalnızlığın tadı yanında geceyle iyi gider. 

Kumarda kaybetti babam çocukluğunu
Ve annem 80 yaşında!

aylakkedii:

“Gülümsüyordum. O gülümsediği için. Gülümseyerek konuştuğu için. Sakinleşiyordum. O sakin olduğu için. Artık korkmuyordum. O bana ‘korkma’ dediği için. ‘Üşüme!’ diyen bir annenin sözünü dinler gibi. Olur, üşümem, diyordum. Gerekirse donarak ölürüm ama üşümem.”

Ve kalp, böyle zamanlarda daha bir narin kırılır.

En kötüsü ne biliyor musun Abidin! Sorunlarının bir akışkanlık halini alması. Süreğen bir suskunluk yaşaman. Etrafındaki insanların çeşitlenmesi.
Yasak bir adam girerse hayatına, senin için demiyorum elbet, bir kadın düşün. Bir kadın ya da.
Abidin, rutubetten duvar kağıtlarım kabarmış. Abidin, kedim aç.
Abidin, bugün hava güllük büllüllük. Abidin insanlar var, birbirlerini aldatıyorlar. Görüyorsun, müdahale edemiyorsun.
Sen sevgiline sadıksın. Korkuyorsun. O vahşi insanların kehanetinden. Yeterince yalıtılmamış yaşadığın coğrafya. Yoksa kabarır mıydı duvar kağıtların? Sevgilin trafiğe takılmış. Gelemeyecek. Yetişemeyecek. Zamanlarınız farklı artık.
Beklemek, bu şehrin adamı değil.
Sen de değilsin.

“Efendim güzel bayan?” derdi.
Güzel olduğumdan falan değil, kibarlığından.

Pencere açık
Hangi!
Şimdi bir yaz esintisi
Güzel kadın kokuları
Bir erkek,
Denize sıfır
Yarı-çıplak
Miâdı dolan bir kum saati!

Okunmaktan yıpranmış mektuplarım var benim. İzmir için bir neden teşkil ediyor.

Ayağım takılırsa, düşersem,
Ayakkabımın topuğu kırılırsa,
Ağlarsam ve,
“Aldırma, dramatik bir alışkanlık benimki.” dersem
Bir çiçek uzatabilir misin bana?
Toprağından kopmamış
Unutmabeni çiçeği.